DOLAR 5,6798
EURO 6,2737
ALTIN 274,3
BIST 101.104
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 29°C
Az Bulutlu

Korku Filmi Sevenlere Müjde “My Lovely Boy”

Korku Filmi Sevenlere Müjde “My Lovely Boy”
24.05.2019
A+
A-

 My Lovely Boy (Benim Biricik Oğlum)

Korku filmi sevenler için My Lovely Boy  ekibiyle sizler için keyifli bir röportaj yaptık;

Filmi, isminin zıttı bir şekilde deneysel, ekstrem bir korku filmi. Bu hikaye nereden çıktı? Başrolünüz bu hikayeyi ilk dinlediğinde nasıl buldu, nasıl kabul etti?

Emre Balcık: Hikayenin çıkışı biraz enteresan… Zor geçen bir gecenin sabahında, hikayeyi başucu defterimde buldum. Bir uyandım, gece 3 tane cümle karalamışım deftere. Üstüne de “ceninli film” yazmışım. Dolayısıyla hikayenin nasıl çıktığını hatırlayamıyorum halen. Daha sonra haftalar geçtikçe bu hikayeyi açtım, genişlettim biraz daha. Adını da “ceninli film” yerine, My Lovely Boy koyma kararı aldım. Tam anlamıyla “saf korku” filmi oldu. Hikaye için ilk baştan beri aynı kişiyi düşünüyordum, gittim, hikayeyi okudum, tabiri caizse sevgili Onur bey havada kaptı diyebilirim.

Onur Balcık: Açıkçası Psychedelic konular hep ilgimi çekmiştir, bilinçaltının yarattığı oyunlar, beynin yanılsamaları… Haliyle öyküyü dinleyince beni bir heyecan bastı, çünkü karakter de senaryonun kendisi gibi aslında dik çizgilere sahip değil. Bir tarafı korkak, bir tarafı kontrolsüz, bir tarafı evcimen, bir tarafı cani. Bu kadar az repliği olan bir filmde bunların hepsini hissettirebilmek lazımdı, benim için çok farklı bir deneyim olacağını düşündüm.

 Çekimlerde zorlandınız mı? En çok zorlandığınız sahne/konu neydi?

Emre Balcık: Kesinlikle! Canımızdan can koptu desem abartmış olmam sanırım çekimler boyunca. Özellikle ilk filme (Mesaj filmi) kıyasla, çok daha zordu. Senaryoyu yazarken böyle olacağını tahmin etmiş olsam da, sete girdikten sonra tahminlerimizden daha da zordu. En çok zorlandığım sahneye gelirsek, topun gizemli bir şekilde yuvarlanıp Onur’a çarptığı sahne. O sahneyi çekerken girdiğimiz pozisyonları görmeliydiniz. 20’den fazla tekrar almışız, 4 saniyelik bir sahne için.

Onur Balcık: Benim için en zorlayıcı sahneler, ceninin parçalandığı sahnelerdi aslında. Bir ara yüzüme fışkıran kanlardan gözümü açamadığımı hatırlıyorum. Bu beni daha da şiddetli parçalamaya itti aslında bir taraftan. Bir de topun yuvarlanıp ayağıma çarptığı bir sahne var, kaç kez tekrar aldık hatırlamıyorum bile.

Filmin konusundan bahsedebilir misiniz? Başrolünüze göre, film temelde ne anlatıyor?

Onur Balcık: Film yüzeysel baktığınızda sanki ruhsal sorunları olan şiddet eğilimli bir adamı anlatıyormuş gibi görünse de, aslında derininde anlattığı şey çok farklı. Aziz karakteri çocuk sahibi olmaktan korkan, çünkü çocukluğunda kötü anılar yaşamış bir karakter. Bunu kurduğu yuva ve düzenli ev hayatıyla bastırmak istese de, işte bu filmde izlediğimiz kısımlarda dışa vuruyor. Hikayesinin bir kısmı Emre’nin önceki hikayesi mesaja da dayanıyor aslında, belki kendisi bahseder.

Emre Balcık: Başrolümüz çok güzel anlattı, bana söz kalmadı. Filmin alt metni biraz derin, hem de herkesin farklı sonuçlar çıkarabileceği bir hikaye. Temelde, modern toplumun erkek üzerine yüklediği sorumluluğun, psikolojisini bozduğu bir adam izliyoruz diyebilirim. Çok fazla imge kullandık, bu durum bol bol yorumlamalara yol açabilir. Posterden tutun kanlı tabakta bulunan cenine, konuşan balığa, yerde yuvarlanan topa kadar her şeyin bir psikolojik karşılığı var aslında. Film boyunca görünen hiçbir nesne, öylesine görünmüyor diyebilirim sanırım.

 İlk filminiz daha çok yurtdışında gösterilmiş, orada başarılar kazanmıştı ve Türkiye gösterimi olmamıştı. Bu sefer bir Türkiye gösterimi görecek miyiz? Yerel festivaller mi, yabancı festivaller mi önceliğiniz?

Emre Balcık: İlk filmde Türkiye’de yaşadığımız durum biraz da bizim tercihimizdi aslında. Türkiye’de kısa film festivalleri, bazı dernek veya vakıfların tekeline alınmış durumda. Kendileri çalıp kendileri oynuyorlar özetle, izleyici olarak bir halk karşılığı dahi bulamıyor bu tip organizasyonlar. Kendi egolarını tatmin ettikleri bu “kapalı-devre” festivallerden sonra, yurtdışı festivallerinde hiçbir şekilde fırsat bulamayınca sudan çıkmış balığa dönüyorlar doğal olarak. Biz ilk filmde de bu saçma oyuna dahil olmak istemedik, dolayısıyla Türkiye için bir planlama yapmayıp, filmimizin gösterimlerine Avrupa’da başladık. İspanya’da Atlantis Film Awards’da prömiyerimizi yaptıktan sonra gezmeye başladık ülkeleri. Filipinler’de ise “En İyi Gerilim Filmi” dalında onlarca filmin arasında finale kalarak çok güzel bir deneyim daha yaşadık. Bu filmimizin ise ilk gösterimini Kadıköy’de, güzel bir gala gecesi ile yapacağız. Duyurusu yakında sosyal medya hesaplarımızdan yapılacak. Bunun dışında Türkiye’de “gerçekten” sanata kendini adamış, “gerçek” bağımsız festivallerde de gösterime gireceğiz, aynı şekilde Dünya çapında festivallerde de gösterimlerimiz sürecek.

 Başrolünüzü neye göre seçtiniz? Başrolünüzle/Yönetmeninizle çalışmak nasıldı?

Onur Balcık: Malum bildiğiniz üzere yönetmenimizle biraderiz, ancak set başladığında, bunu tamamen unutuyor insan. Emre işini çok ciddiye alıyor ve her şey hayalindeki gibi kusursuz olsun istiyor, bu olana kadar da nefes aldırmıyor doğrusu  Tabii ki benim açımdan bunun yorucu olduğu zamanlar oldu ancak iyi bir şey ortaya çıkmasını istiyorsanız bunu kabullenmeniz gerekiyor. Bir de biraz sinirli kendisi.

Emre Balcık: Başrolümüzü, birader kategorisinden seçtik. Şaka bir yana, ilk soruda da konuştuğumuz gibi, senaryoyu yazarken de aklımda hep aynı kişi vardı. Bu rolü çok iyi taşıyabileceğini düşündüm hep. Sette de yanılmadım gerçekten. Sadece oyuncu değil, aynı zamanda her konuya yardım edip koşturan bir başrolüm olduğu için çok çok mutluydum sanırım. Beklediğimden daha iyi bir oyunculuk çıkardığı ve rolü kabul ettiği için de ayrıca minnettarım. Başrolümüzün de belirttiği gibi, evet bazen sinir yaptım belki ama hepsi daha iyi bir iş olsun diye. Aksi takdirde işler biraz yavaşlıyor.

“Saf Korku” kavramını kullandınız, bahsettiğiniz “Saf Korku” size göre nedir?

Emre Balcık: Saf korku dediğimiz ayrı bir tür olmalı, yani en azından artık bu tür olmalı. Korku sinemasının görsel efekt dünyası ve ses kaosu olduğu bir piyasada, artık birileri çıkıp “Saf Korku” diyerek bilinçaltına ve psikolojiye etki eden korku yapması gerekiyordu. Bahsettiğimiz “saf korku” bu aslında. Gereksiz görsel efektlere, ses kalabalığına girmeden, hikaye odaklı bir korku.

Filmin son hali hayal ettiğiniz gibi oldu mu? Çekim esnasında senaryo veya ana fikirde değişiklik yaşandı mı?

Onur Balcık: Ben biraz replikleri kendi lugatıma uygun değiştirmiş olabilirim, umarım bana kızmamıştır.

Emre Balcık: Olur mu, ne kızması, süper oldu. Filmin ana fikrinde veya temel metninde bir değişiklik olmasa da, senaryoya göre değişiklikler oldu tabii. Ama sonuca gelirsek, film tam da istediğimiz gibi oldu!

Filminizin görücüye çıkmasını heyecanla bekliyor olmalısınız… Beklediğiniz ilk tepkiler nasıl? Bu tip deneysel bir korku filminin nasıl bir reaksiyon alacağını düşünüyorsunuz?

Emre Balcık: Rahatsızlık! Tam olarak beklediğim bu diyebilirim. Film baştan sona geriyor izleyiciyi. Gördükleri sahneler çoğunlukla rahatsız edici, irrite edici görüntüler. Değişik tepkiler alacağımızdan eminim. Gerçekten, Türkiye’de ki korku filmlerinden ayrı, çok farklı bir film.

Onur Balcık: Bence de seyredenler gerçekten başından sonuna kadar gerilecekler, izlerken hoş bir rahatsızlık duygusu bırakıyor film. Filmden çıktıklarında ilk iş derince bir nefes alacaklarını şimdiden hissedebiliyorum.

Birlikte başka projeniz olacak mı?

Emre Balcık: Aslında ilk projemiz bu değil. Mesaj filminin müziklerini de Onur yapmıştı, filmin sonunda olan polis telsizi konuşmalarını da. İlk filmin müzikleri de, bu filmin müzikleri de kendisinden geliyor yani. Gerçekten harika bir müzisyen, müzikle yatıp kalkan bir insan, ben de bunu keyifle değerlendiriyorum.  Ayrıca bunun dışında belirttiği üzere, uzun metraj bir traji-komedi yol hikayemiz var. Çok güzel diyalogları olan, çok bizden bir film. Aynı zamanda korku olmayan ilk filmim olacak O filmde de birlikte çalışacağız, hatta rol arkadaşı olacağız.

Onur Balcık: Emre’nin senaryosunu yazdığı bir yol hikayesi vardı, detaylarından bahsetmeyeyim, açıkçası o filmde de oynamayı çok istiyorum, çünkü orada canlandıracağım karakter buradan tamamen farklı ve yaşamaktan keyif aldığım bir karakter.

Son olarak, özellikle belirtmek istediğiniz kapanış cümlelerinizi alalım.

Onur Balcık: Benim ilk filmim ve gerçekten çok heyecanlıyım, oynadığım rol gerçekten zorlu bir roldü ve umarım seyircileri etkilemeyi başaracaktır. Emre çok çok daha iyi işlere imza atabilecek yeteneğe sahip, umuyorum bu film onun için bu basamakların ilk adımları olur ve daha birlikte nice güzel işlere imza atarız.

Emre Balcık: Benim ikinci filmim oldu, çok içime sinen, çok eğlendiğimiz bir proje oldu gerçekten. Beraber çalışmak harikaydı. Umarım daha güzel işlerde de beraber olacağız. Bundan sonrasını artık, filmimizin gösterimlerinde konuşacağız.

(takip için film: @mylovelyboy_movie – yönetmen: @mrclownhead – başrol: @blunicorn)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.